olimpiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
olimpiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2012 Salı

Çeteden Olimpiytlara



2012 Londra Olimpiyatları'nda ülkesi Amerika Birleşik Devletleri'ni temsil eden ve 100 metrede bronz madalya kazanan Ryan Bailey'nin hayli ilgi çekici bir hayat hikayesi var. Muhtemelen 1 - 2 yıl içinde filmi yapılır ama önce benden okuyun.

Ryan Bailey, bronz madalya kazanan bir atlet olmadan önce, annesiyle birlikte bir arabada yaşıyordu. İçinden çıkmaya kıyamadıkları kadar güzel bir araba olduğu için değil tabi ki. Paraları olmadığı için... Babası ortalarda olmayan Ryan'ın, annesi de fibromiyalji ve dejeneratif arterit hastası olduğu için çalışmakta güçlük çekiyordu.

Okul hayatı da pek parlak değildi Ryan'ın.  Attention deficit disorder hastasıydı. (İngilizcesini yazınca karizmatik bir şey gibi görünüyor ama öyle değil. Türkçesi konsantrasyon bozukluğu ya da dikkat dağınıklığı. Türkçesi de çok önemsiz gösteriyor bu hastalığı ancak birçok insanın hayatını alt üst eden, illet bir hastalıktır. Okul hayatı, iş hayatı, ilişkileri bitenler, depresyona girip intihar edenler dahi vardır.) Bu yüzden başarılı bir öğrenci değildi ve genelde sınıfın palyaçosu olarak okul hayatı devam ediyordu. 

Ekonomik problemler yaşayan, toplumda kendine bir yer edinememiş birçok çocuk gibi Ryan da çözümü bir çeteye girmekte bulmuş. Amerikan çetelerinin hırsızlık ve uyuşturucu satıcılığıyla gelir elde ettiklerini ve sürekli birbirlerini öldürdüklerini düşününce, ya erken bir ölüm ya da hapishanede geçen uzun yıllar ile bu sürecin sonlanacağını söyleyebilirdik. Ama Ryan, birçoklarının düşünmeyi dahi cesaret edemeyeceği yolu seçti. 

Lise üçüncü sınıfa geldiğinde, hayatını değiştirebilecek bir fırsat olduğunu fark etti. Spora yönelerek hem hayatını düzene sokabilir, hem de bir üniversiteden burs alabilirdi. Bunları gerçekleştirmek için de çete hayatına dur demek zorundaydı. 

Amerikan çetelerine girmek ve çıkmak pek kolay değildir. Çete üyesi olarak kabul edilmek için, belli sayıda çete üyesi, adayı döver ve hem kendini tamamen çeteye adayıp adamayacağını hem de yeterli sertliğe sahip olup olmadığını ölçer. Çeteden ayrılmaksa çok daha zordur. Ayrılmak isteyen üye, bazen bir köşede sıkıştırılır ve öldürülür. Ancak gelenekleri olan bazı çeteler, ayrılmak isteyenlere bir şans(!) verir. Eğer öldüresiye dayak yedikten sonra hayatta kalabilirseniz, serbestsinizdir. Bu dayak, çeteye girerken yenilen dayağın çok çok daha fazlası olur. (History Channel'ın çetelerle ilgili belgesellerinden biliyorum. Aklınıza bir şey gelmesin. Blood ya da Crip değilim)

Çeteden ayrılmayı kafasına koymasının iki sebebi vardı Ryan'ın. Birincisi, annesinin bir yerden bulduğu, arkasında olimpiyat halkaları olan bir madeni para... Muhtemelen olimpiyatlar için özel yapılmış ve biri cebinden düşürmüştü. Ryan'ın annesi, onu bulduğundan beri ''Bir gün sen de orada olacaksın.'' deyip dururmuş Ryan'a. Annesinin hayalini gerçekleştirmek için çeteden ayrılmak istiyordu. İkinci sebep ise rakip çete üyeleriyle yaşadığı bir tartışmanın ardından, dönüp gitmek için arkasını döndüğünde sırtından ve omzundan üç kez bıçaklanması. Günlerce hastanede yatan Ryan, şans eseri bıçağın önemli bir organa zarar vermemesiyle hayatta kalmış. O olay bardağı taşıran son damlaydı.

Bir gün, Ryan evine iki büklüm ve yüzü kandan görülmeyecek şekilde gelmiş. Ryan Bailey, o geceyi şöyle anlatıyor : '' Çok kötü dövülmüştüm. İki gözüm de patlamış gibiydi. Yüzüm şişmişti ve inanılmaz derecede kan vardı. Vücudumun her yerinde acı vardı. Eve geldiğimde, annem beni gördü ve sarıldık. İkimizde ağlamaya başladık. Bunlar mutluluk göz yaşlarıydı, çünkü ikimizde artık serbest olduğumu ve hayatımda yeni bir sayfa açabileceğimi biliyorduk.'' 

Yeni sayfayı, okulu ihmal etmeyerek açtı. Sınıfta yine sıkılıyordu ama kafasında hep spor vardı. Fiziği itibariyle Amerikan futbolu oynamaya çok müsaitti ve bu branşta kendini geliştirerek bir burs kapmak istiyordu. Atletizm, kafasının hiçbir yerinde yoktu. Ta ki bir gün, okulun atletizm takımındaki öğrencilerin rekorlarına dikkat kesilene kadar. Bailey'nin ağzından : '' Okulun rekor tahtasına bakıyordum. Bu süreleri kolayca geçebileceğimi düşünüyordum. Sonra John Parks (Eski bir atletizm antrenörü ve o zaman Bailey'nin okulunda öğretmen) oradan geçerken durdu ve eğer istersen bir gün uğra ve takıma katıl dedi. Ona, evet, herneyse. Bir gün  gelirim dedim. Sadece beni yalnız bırakması için söylemiştim.''

Ancak Parks, işin peşini bırakmadı. Ryan'ı antrenmana gelmeye ve bir deneme koşusu yapmaya ikna etti. Çok geçmeden Ryan bir antrenmana katılır ve Parks'ı çok etkiler. Ryan'ın ilk koşusuyla ilgili  ne hatırladığı sorulan John Parks, şöyle anlatıyor : ''Muhteşemdi. Sanki buzda kayıyormuş gibi koşuyordu. İlk kez denemeye gelen bir çocuk için, süresi de hayli iyiydi.''

Tam da bu sıralarda, Usain Bolt adlı Jamaikalı bir atlet, adını duyurmaya başlamıştı. Başarıları ilgi çekiciydi, çünkü bu boyda birinin sprint yarışlarında başarılı olması beklenmedik bir durumdu. Ryan Bailey de standartların üzerinde bir boydaydı ama Bolt'un yaptıklarını göz önünde bulunduran John Parks, Ryan'ı sprint yarışlarına yöneltti. Sonrasıysa tam bir peri masalı...

2007 yılında 100 ve 200 metrede Oregon State Şampiyonluğu kazanan Bailey, Nike Outdoor Championship'te ikinci, Amerika Gençler Şampiyonası'nda üçüncü oldu. Liseden mezun olduktan sonra, Chemeketa Devlet Üniversitesi'ne kaydoldu ve aynı yıl, atletizmde önemli bir geçmişe sahip olan Rand Lake College'dan burs alarak, Illinois yolunu tuttu. Ve son olarak, 2012 Londra Olimpiyatları'nda kazanılan bronz madalya...




''Burada olmam inanılmaz gibi gözüküyor. Arkama yaslanıp düşünüyorum da birkaç arkadaşım gibi hapiste ya da ölü olabilirdim. Onlarla birlikte olabilirdim ama değilim.'' Böyle diyor Ryan Bailey. Olimpiyatların en kısa yarışını koşmak için, çok uzun ve zorlu bir yoldan geçen adamın hikayesi böyle. Zor geçen birinci bölümün ardından, hayatına yepyeni bir sayfa açma cesareti ve başarısı gösteren 23 yaşındaki bu genç adamın, en iyi zamanı olan 9.88'i geliştiremeyeceğini ve bir gün Olimpiyat Şampiyonu olamayacağını kim söyleyebilir ki?  






26 Temmuz 2012 Perşembe

26 Temmuz 2012 İddaa Tahminleri

26 Temmuz 2012 - Perşembe

Olimpiyatlarda futbol karşılaşmaları başlıyor. Yakından takip edeceğim maçlara bahis oynamayı her zaman daha çok sevmişimdir. Gece Brezilya Ligi'ndeki maçlarla da birleştirerek güzel kuponlar yapmak mümkün bugün.

563 - İspanya - Japonya

Turnuvanın favorisi olarak gördüğüm İspanya, ilk maçını zayıf Japonya ile oynayacak. Japonya'da Shinji Kagawa'nın olmadığını hatırlatalım. Juan Mata'lı, Adrian Lopez'li, Iker Munain'li, Javi Martinez'li İspanya, zorlanmadan kazanacaktır. 

TAHMİN : İspanya handikaplı kazanır (1,85 oran)

574 - Birleşik Arap Emirlikleri - Uruguay

Birleşik Arap Emirlikleri takımını bir kere izlemişliğim yok. Kadrosundan bir oyuncu söyle deseniz, söyleyemem. Ama Uruguay'ın kadrosunda çok kaliteli isimler var. Napoli'nin yıldızı Edinson Cavani, Liverpool'dan Luis Suarez, Palermo'dan Abel Hernandez ve Arevalo Rios, Ajax'tan Lodeiro, Dünya'nın her takımında oynayabilecek isimler. Aynı zamanda Uruguay A Milli Takımı oyuncuları. Bir futbol geleneği olmayan BAE, Uruguay ile başa çıkamaz. 

TAHMİN : Uruguay handikaplı kazanır (1,70 oran)

575 - Gabon - İsviçre

Afrika'nın bağrından kopan Gabon, kadrosunda tanıdığımız bir oyuncuyu barındırmıyor. Marsilya ve Bordeaux'nun genç takımlarında oynayan iki oyuncusu var. Gerisi patates takımlarda. İsviçre'de kaleyi, A Milli Takım'ın kalesini de koruyan Wolfsburg'lu Benaglio koruyacak. Orta sahada, geçtiğimiz sezon Şampiyonlar Ligi'nde yıldızı parlayan Basel'li Fabian Frei ve Fulham'lı Kasami var. Avrupa ve Dünya Şampiyonaları'nda genç takımları son zamanlarda başarılı sonuçlar alan İsviçre, Gabon'u yenecek güce sahip.

TAHMİN : İsviçre kazanır (1,60 oran)

585 - Tromso - Olimpija

UEFA Avrupa Ligi'nde ön eleme maçları devam ediyor. Norveç temsilcisi Tromso, Sloven Olimpija'yı konuk ediyor. Slovenya'da oynanan ilk maç 0-0 beraberlikle sonuçlanmıştı. Norveç Ligi'ni takip ettiğimden, tanıdığım Tromso, sahasında çok etkili bir takım. 3-4 yıldır, Norveç Ligi'nde iç sahada en çok puan toplayan ekiplerden biri. Sloven temsilcisinin bugüne kadar kayda değer bir başarısı yok. Tromso'nun turu geçmesi sürpriz olmaz.

TAHMİN : Tromso kazanır (1,60 oran)

602 - Belarus - Yeni Zelanda

Ne olduğu belirsiz iki takımın mücadelesi olacak. Belarus, futbol kültürü bakımından Yeni Zelanda'nın önünde bir ülke. Ancak bu taraf bahsi yapmak için yeterli değil. Yeni Zelanda, muhtemelen yine rugby takımı gibi, boylu poslu, sert oyunculardan kurulu bir kadro getirmiştir. Belarus'un gençleri de çok yetenekli değil ki hiçbirinin ismi duyulmamış. Bence bu maçta az gol olacak.

TAHMİN : 2.5 altı (1,50)

603 - Brezilya - Mısır

Üzerine çok konuşmanın gereksiz olduğu bir maç sanırım. Hücum hattı çok güçlü olan Brezilya, Mısır'ı farklı geçip, rakiplerine erken bir mesaj vermek isteyecektir.

TAHMİN : Brezilya handikaplı kazanır (1,55 oran)

605 - Büyük Britanya - Senegal

Ev sahibi, akşam saatlerinde sahaya çıkıyor. İlk maçları Senegal ile... Senegal, çabuk oyunculara sahip, ilerde Dame N'doye gibi bir silahı da var. Birçok takıma zor anlar yaşatabilecek bir takımlar bana göre. Büyük Britanya takımı ise genelde Galler'li oyunculardan kurulu. Takıma sakatım deyip gelmeyen Gareth Bale kadroda olsaydı, iddialı olabilirlerdi belki. Yaratıcılık konusunda büyük sıkıntı çekecekler Bale olmadan. Yine de Aaron Ramsey, Ryan Giggs, Craig Bellamy gibi oyuncuların hatırına, sahalarındaki ilk maçta galip gelirler diyorum. Zorunda kalmadıkça bu maça bulaşmayın derim. 1,45'den Britanya oynamak, aldığınız riski karşılamayabilir. Bunun yerine 2-3 gol de tercih edilebilir. 

TAHMİN : Büyük Britanya kazanır (1,45 oran) / Toplam Gol sayısı 2-3 (1,70 oran)

609 - Atletico Mineiro - Santos

Jo Alves ve Ronaldinho'yu kadrosuna kattıktan sonra lige müthiş bir giriş yapan ve istikrarlı şekilde devam eden Atletico Mineiro, bir türlü ritm bulamayan Santos'u konuk ediyor. Santos'da takımın yıldızları Ganso ve Neymar, Brezilya'nın olimpiyat kadrosunda olduğu için sahada olmayacak. Sahasında oynadığı 5 maçın 4'ünü kazanan ve mağlup olmayan Mineiro, deplasmanda 3 beraberlik ve 3 mağlubiyet alan, kadrosu eksik Santosu rahat geçecektir. Sağlamcılar Mineiro kazanır oynayabilir. Ama ben farklı bir skor bekliyorum.

TAHMİN : Atletico Mineiro kazanır (1,40 oran) / Atletico Mineiro handikaplı kazanır (2,50)

610 - Flamengo - Portuguesa

Sarsıntılı bir sezon yaşayan Flamengo, ligin zayıf ekiplerinden Potuguesa'yı ağırlayacak. Sezon başı Ronaldinho'yu kadro dışı bırakıp, takımdan gönderen Flamenngo, aldığı üst üste mağlubiyetlerin ardından teknik direktör değişikliğine gitti. Portuguesa ise ligde kalabilmek amacında ancak bu kolay olmayacak. Portuguesa, deplasmanda oynadığı 6 maçta galibiyet alamazken, bu maçların 4'ünü kaybetti. Sahasında oynadığı 5 maçta 3 galibiyet 1 beraberlik 1 mağlubiyet alan Flamengo, yeni teknik direktörü yönetiminde, sahasında galip gelip, taraftarlarından özür dilemenin peşinde. Daha güçlü bir kadroya da sahipler.

TAHMİN : Flamengo kazanır (1,40 oran)

611 - Palmeiras - Bahia

Ligin  alt sıralarında bulunan iki takım Palmeiras ve Bahia karşılaşacak. Bahia, 11 maçta sadece 8 puan alabildi ve 19. sırada. Deplasmanda 2 beraberlik 3 mağlubiyet aldılar. Palmeiras, ne kadar alt sıralarda görünse de kadro kalitesi yüksek, sahasında etkili futbol oynayan bir ekip. Bahia karşısında da alışık olduğumuz baskılı iç saha oyununu oynar ve kazanırlar.


TAHMİN : Palmeiras kazanır (1,40 oran) 


Günün Kuponları

- İdeal Kupon - 

563 - İspanya - Japonya --> Handikplı 1 (1,85)
603 - Brezilya - Mısır --> Handikaplı 1 (1,55)
574 - Birleşik Arap Emirlikleri - Uruguay --> Handikaplı 2 (1,70)
609 - Atletico Mineiro - Santos --> 1 (1,40)

Toplam Oran : 6,82

- Alternatif Kupon - 

575 - Gabon - İsviçre --> 2 (1,60)
585 - Tromso - Olimpija --> 1 (1,60)
610 - Flamengo - Portuguesa --> 1 (1,40)
611 - Palmeiras - Bahia --> 1 (1,40)


Toplam Oran : 5,02


- Yüksek Kupon -

575 - Gabon - İsviçre --> İlk Yarı 2 (2,20)
602 - Belarus - Yeni Zelanda --> Alt (1,50)
605 - Büyük Britanya - Senegal --> TG 2-3 (1,70)
609 - Atletico Mineiro - Santos --> Handikaplı 1 (2,50)

Toplam Oran : 14,03

Herkese Bol Şans Dilerim...

24 Temmuz 2012 Salı

2012 Londra Olimpiyatları Öncesi Madalya Favorileri

- Basketbol -



Son Dünya ve Olimpiyat şampiyonu Amerika Birleşik Devletleri, basketbolda altın madalyanın en büyük favorisi. Ülkemizde yapılan Dünya Şampiyonası'nda, Kevin Durant önderliğinde rahat şekilde şampiyonluğa ulaşan Birleşik Devletler, olimpiyatlara çok daha iddialı bir kadroyla geliyor. Dwight Howard, Chris Bosh, LaMarcus Aldridge, Blake Griffin, Derrick Rose ve Dwyane Wade sakatlıkları sebebiyle takımda olmayacak ancak LeBron James, Kobe Bryant, Chris Paul, Deron Williams gibi Dünya Şampiyonası'nda göremediğimiz süper-yıldızlar listeye eklendi. Tek eksikliğinin çember altında biraz ince kalmaları olduğunu söyleyebiliriz. Tyson Chandler, çok iyi bir savunmacı olsa da dört kısa oynayan ABD'nin geniş uzunlara sahip rakiplere karşı zorlanması olası. Topa yaptıkları akıl almaz baskı ise bu takımın en önemli özelliği. Kapılan toplar ve alınan net ribaundlar sonrası çok hızlı hücuma gelip, kolay basketler bulmak, Mike Krzyzewski'nin ana oyun planı. İyi işlediğine şüphe yok. 



Pekin'de ABD'ye finalde yenilip gümüş madalya ile yetinmek zorunda kalan İspanya, madalya alması kesin görünen takımlardan biri. Gasol kardeşler, Serge Ibaka ve Felipe Reyes'ten oluşan güçlü uzun rotasyonu, İspanya'nın yine en büyük silahı olacak. Sakatlanan Ricky Rubio'nun yokluğunda, oyunkurucu pozisyonunda Jose Calderon'a büyük iş düşecek. Calderon'un arkasında Sergio Rodriguez de göreve hazır. Keskin şutör ve skorer Juan Carlos Navarro, hücumda yine büyük bir silah ancak ince fizik yapısı, Kobe Bryant gibi iki numaraları savunmasını imkansız kılacak gibi. Herkes gibi bende bir İspanya - ABD finali bekliyor ve istiyorum.



ABD ve İspanya'nın gölgesinde kalmış gibi görünseler de Arjantin, herkesi yenebilecek bir takım olduğunu, Amerika ile oynadıkları hazırlık maçında bir kez daha gösterdi. Manu Ginobili liderliğindeki tangocuların Luis Scola, Pablo Prigioni, Andres Nocioni, Carlos Delfino gibi uluslararası tecrübesi yüksek oyuncularıyla fark yaratabilecekleri kesin. En büyük sorunları, iyi bir pivotları olmaması. Scola'ya bir partner bulmak konusunda yıllardır ilerleme kaydedemediler. Zaman zaman Scola'yı beş numara oynatıyorlar, o zaman da ribaund alamıyorlar. İkinci problem de artık belli bir yaşa gelen Pablo Prigioni'yi dinlendirirken kenardan gelen iyi bir oyunkurucuya sahip olmamaları. Genç Facundo Campazzo'ya güveniyorlar ama Campazzo bugüne kadar gereken katkıyı hiç veremedi. Prigioni'nin kenarda olduğu dakikalarda Ginobili oyunu kurma görevini üstleniyor. Altın madalya favorisi olmasalar da yarı finale kadar gelebileceklerini ve bronz madalya için yarışabileceklerini düşünüyorum.



Alexey Shved
Londra vizesini Venezüela'daki elemelerde alan Rusya, oyunkurucu problemleriyle savaşmaya devam ediyor. İstikrarsız Anton Ponkrashov'a, iki numara oynayan Alexey Shved'in hayli yardım etmesi gerek. Sete set basketbolda oyuna yön verebilme becerisi yüksek, tecrübeli Andrei Kirilenko ve Viktor Khryapa da bu konuda önemli bir avantaj. Ancak ABD gibi topa müthiş baskı yapan bir takıma karşı Ponkrashov - Shved ikilisinin ne yapacağı merak konusu. Bunun yanında Timofey Mozgov, Viktor Khryapa, Sasha Kaun, Andrey  Vorontsevich gibi bir uzun rotasyonu da İspanya dışında hiçbir takımın sahip olmadığı bir lüks. David Blatt gibi çok tecrübeli ve başarılı bir baş antrenöre de sahipler. Madalya konusunda önemli adaylarımdan biri Rusya. Minnesota Timberwolves kadrosuna katılan Alexey Shved'in iyice parlayacağı konusunda da hayli ümitliyim.